Lida - Online Lida Satışı ve Bilgi Kaynağı

Homosistein ve Kalp

No Comments »

1968′de sekiz yaşında bir erkek çocuğun ve iki aylık bir bebeğin beyin kanamasından ölmesi Kilmer McCully adlı Bostonlu patologu düşünmeye itti. Her iki çocukta da protein yenildiğinde ortaya çıkan yan bir ürün olan homosisteinin kullanılmasında genetik kusurlar vardı. Her ikisinde de hasar görmüş, kolesterolle tıkanmış damarlar bulunuyordu. McCully bu çocuklardaki yüksek seviyedeki homosisteinin atar damarlarındaki problemlerin nedeni olup olmadığını merak etti ve aynı şeyin yetişkinlerde de tıkalı damarlara neden olabileceği hipotezini ortaya attı. McCully’nin fikri kalbi besleyen damarların kolesterolle dolu plaklar tarafından nasıl tıkandığını açıklayan yeni bir teori olarak karşılanmaktan ziyade önce alaya alındı sonra da görmezden gelindi. Otuz yıl sonra homosisteine kalp hastalığında yüksek bir risk unsuru olarak bakılıyor.

Burada vitaminler ve Lida‘ nın rolü devreye giriyor, çünkü üç B vitamini B6, B12 ve folik asit homosisteinin zararsız amino asitlere dönüştürülmesine yardımcı oluyor. Bu vitaminlerin birinin ya da daha çoğunun eksik alındığı bir beslenme homosistein seviyesinin yükselmesine ve muhtemelen de kalp hastalığı riskinin artmasına neden oluyor. Bu nedenle yeterli folik asit, B6 ve B12 vitamini alımı kendinizi kalp hastalığından korumanız için bir başka beslenme stratejisidir.

Maden Suyu Lida’ cılar için…

No Comments »

Lidaweb sitesinde yine önemli bir konuya değinilmiş. İlgili yeni bir Lida başlığında bahsedilen konu soda ve onun türevlerinin yemek sonrası Lida kullanıcılarına sağladığı rahatlıktan bahsediyor. Maden Suyu Faydaları ve Lida isimli başlıktaki yazıdan bir alıntı yapmak istedik.

Maden suyu zengin mineral içeren bir su. Normal suya göre kıyasladığımız zaman ekstradan içerdiği özellikle kalsiyum, magnezyum gibi mineraller sağlık açısından son derece yararlı. Her gün 2-3 su bardağı, hatta daha fazla içilebilir. Maden suları sindirimi kolaylaştırıyor, ama sanıldığı gibi zayıflatma özelliği yok. Fakat dikkat edilmesi gereken bir nokta var. Kronik böbrek yetersizliği olan hastalar fazla miktarda maden suyu tüketmemeli. Lida ile ise her zaman maden suyu tüketilmeli. Çünkü bazen maden suyunun içerdiği mineral tuzları fonksiyonları bozulmuş böbreklere zarar verebilir.

Eskiden maden suları şekerli ve meyveli (boyalı!) olarak satılamazdı; yasaktı çünkü. Ama maalesef onlara da izin çıktı, anlı şanlı bilim (!) insanlarımızın zorlaması ile. Böylece doğal maden sularımızı da bozduk elbirliği ile. Boyalı maddelerin zararlarını bir tarafa bırakın, bir kere bu tip şekerli maden suları daha fazla idrara çıkmamıza neden oluyorlar. Yani susuzluğumuzu giderelim derken daha fazla susuz kalıyoruz. Üstelik bunun farkında da olamıyoruz çoğu kez.

Bu faydalı yazıyı Lida kullanıcılarının okuması ve maden suyunu Lida ile birlikte kullanmalarını tavsiye ediyoruz.

Tekli Doymamış Yağlar (İyi Yağlar)

No Comments »

Tekli doymamış yağlar örneğin sızma zeytinyağı, bunlar Symot, Campodimele ve diğer Akdeniz diyetlerinde serbestçe kullanılır sağlık için faydalıdır. Lida ile tekli doymamış yağların kullanımı sağlıklı beslenmeye örnek gösterilebilir. Lidanın içeriğindeki bitki özleri size tokluk vermesinin yanında vücudunuza zindelikte kazandırır.
Read the rest of this entry »

Şeker Hastalığında Yediklerinize Dikkat Edin

No Comments »

Eğer hastanın şeker düzeni ayarlı bir halde ise, yani kan şekeri 150 mg. in altında ve idrardaki şeker miktarı da en az bir düzeyde ise hastaya verilecek şekerli besinler 5 kısma bölünür. Bir bölümü sabah kahvaltısında, 2 bölümü öğle yemeğinde, geri kalan 2 bölümü de akşam yemeğinde yedirilir. Meselâ 150 gram karbonhidratlı besin verilecekse bunun, 1/5′i olan 30 gram kahvaltıda, 2/5′i olan 60 ar gramı da öğle ve akşam vemeklerinde yedirilebilir. Bu sağlıklı bir kişi beslenme öğününe benzer bir beslenmedir. Hasta bunun dışında şeker dengesini bozacak nitelikte başka bir şey yememelidir.

Yiyecek olursa ve bu besinlerin şeker durumu ayarsız ve oynak ise, hastada sık sık acıkma varsa günlük şeker miktarı 8′e bölünür. 1/8′i kahvaltıda, 1/8′i saat 10′da, 2/8′i öğle yemeği ve 1/8′i saat 17 de, 2/8′i akşam yemeğinde ve 1/8′i de yatarken verilmelidir. Meselâ hastaya günde 160 gram karbonhidrat verilecekse bunun 20 şer gramı 4 kahvaltıda, 40 kar gramı da öğle ve akşam yemeklerinde verilir. Bu suretle kan şekerinin fazla yükselmesi, ya da düşmesi önlenmiş olur.

Hasta günlük karbonhidrat miktarının en az 1/3 ünü ekmek, ve hattâ, kepekli ekmek ile almalıdır. Yani en az 100 gram ekmek yemelidir. Günde 20 gram karbonhidrat sağlayan 100 gram patates te verilmesi uygun bir tedbir olur. Geri kalan şekerler kuru hububat ve meyve ile tüketilir. Hasta kepekli ekmek ve patates ile birçok değerli vitamin ve madenleri almış olur. Bunun yanında alınan Lida Yosun Kapsülleri hastanın tokluk hissi duymasına ve alacağı kiloları durdurmasına yardımcı olur. Şeker hastalığı beslenmesinde hem mideyi doldurarak tokluk duygusu vermesi, hem günlük ihtiyacı sağlaması, hem de, daha birçok vitamin ve madenler sağlaması bakımından taze sebzelerin de önemi vardır. Domates, yeşil biber, hıyar, marul gibi bir kısım sebzelerde, şeker dengesini bozmayacağı için, çiğ olarak bolca verilebilir.

Kilolu Kişilerde Kanser Riski

No Comments »

Kilolu Kişilerde Kanser Riski

Şişmanların kansere yakalanma riski fazladır. Bu kişilerde kanser riski normal kişilere göre % 200 daha fazladır. İdeal vücut ölçülerine inmek faydalıdır.
Yağı mümkün olduğu kadar azaltmalıdır. Fazla yağ ile beslenmenin prostat, meme, rahim, testis, yumurtalık, rektum ve kalın bağırsak kanserlerindeki riski arttırdığı tespit edilmiştir. Yağ oranı yüksek olan pasta, kek ve kurabiye gibi gıdalardan kaçınmak gerekir. Süt ürünleri, süt, yoğurt ve peynir yağsız veya az yağlı yenmelidir.
Kepekli ekmek, baklagil ve sebze gibi posalı lifli gıdalar bağırsaklarda yıkıcı faaliyet gösteren bakterilere fırsat vermez. Kanser riskini azaltır. Haftada birkaç gün kuru bakliyat tüketilmelidir ( Mercimek, nohut, kuru fasulye gibi).
Mevsiminde yenen taze sebze ve meyveler kansere karşı koruyucudur. Bal kabağı, kereviz sapı, semizotu, taze narenciyeler, taze Hindistan cevizi, brokoli, karnabahar, dut, ahududu, böğürtlen, yer fıstığı, üzüm, enginar, havuç, sarı biber, Trabzon hurması, taze domates, lahana, taze süt ürünleri, doğal yoğurt, kabuklu pirinç, üzüm çekirdeği, dere otu, biberiye, zencefil, taze nane, haç hurması, limon, yulaf, buğday, polen, ceviz, çam fıstığı, kuşburnu, sarımsak, kırmızı soğan, taze soğan, denizlerin temiz beyaz etli balıkları, kırmızı pancar, Çin turpu, soya fasulyesi, baklagiller, sızma zeytinyağı, ısırgan otu ve tohumu, yeşil çay, temiz kaynak suları, hindiba, kepek ve kepekli ürünler, yeşil lifli yapraklı sebzeler ve kaya şekerinin kansere karşı koruyucu etkileri vardır. Zencefile kokusunu veren gingenol adlı maddenin bağırsak kanserinin yayılmasını yavaşlattığı bildirilmektedir.
Yemekleri hazırlarken kızartma, kavurma ve tütsüleme zararlıdır, eti yüksek ısıda kısa zamanda değil, düşük ısıda uzun zamanda pişirme yöntemi tavsiye edilmektedir. Haşlama, ızgara ve fırında pişirilen yemekler tercih edilmelidir.

keep looking »